Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu

yaptığı açıklamada şunlara değindi: “Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre uyuşturucu madde

bağımlılığı; biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri bulunan, küresel ölçekte toplumları tehdit

eden kronik bir halk sağlığı sorunudur. Bu küresel sorunla mücadelede başarı; yasa dışı

maddelerin topluma ulaşmasının engellenmesine yönelik çalışmalar ile tedavi, rehabilitasyon

ve yeniden topluma kazandırma süreçlerinin eş zamanlı ve koordineli şekilde yürütülmesine

bağlıdır. Pamukkale Üniversitesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Uygulama ve Araştırma Merkezi

ve AMATEM Kliniği olarak yürüttüğümüz çalışmalar, bağımlılığın yalnızca tıbbi bir arınma

süreci olmadığını; biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla ele alınması gereken çok yönlü

bir hastalık olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele, sağlık

kurumlarının yanı sıra güvenlik birimleri, sivil toplum kuruluşları ve rehabilitasyon hizmetleri

arasında güçlü bir iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda Emniyet Teşkilatımız ve

Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüz ile yürütülen ortak çalışmalar, uyuşturucu

maddelerin erişilebilirliğinin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. Güvenlik güçleri

sahada arzın azaltılması için önemli görevler üstlenirken, AMATEM bünyesinde sürdürülen

bilimsel ve klinik çalışmalarla bireysel talebin azaltılması, tedavi süreçlerinin güçlendirilmesi

ve bağımlı bireylerin sağlıklı yaşama yeniden kazandırılması hedeflenmektedir.”

Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu: “Bağımlılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir beyin

hastalığıdır.”

Tedavinin sosyal boyutunun güçlendirilmesinde Yeşilay ve YEDAM ile sürdürülen iş

birliğinin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Toker Uğurlu, tedavi sonrasında

bireylerin toplumsal yaşama uyum sağlamaları, ayaktan ve yataklı rehabilitasyon süreçlerinin

desteklenmesi ve nüks riskinin azaltılması açısından bu kurumların katkılarının son derece

değerli olduğunu vurguladı.

AMATEM kliniğinde uluslararası bilimsel rehberler doğrultusunda kanıta dayalı tedavi

yöntemlerinin uygulandığını söyleyen Doç. Dr. Tuğçe Toker Uğurlu sözlerine şöyle devam etti:

“Farmakolojik tedaviler; motivasyonel yaklaşımlar, grup terapileri ve psikodrama

uygulamalarıyla desteklenmektedir. Bu yöntemler sayesinde hastaların dürtü kontrolü,

duygusal farkındalık ve sosyal işlevsellik becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Aynı

zamanda geçmiş travmatik yaşantılar, tedaviye uyum sorunları ve değişime yönelik dirençler

güvenli terapötik ortamlarda ele alınabilmektedir. Bağımlılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir

beyin hastalığıdır. Bilimsel veriler ışığında yürütülen bütüncül tedavi programları ve kurumlar

arası güçlü iş birliği sayesinde birçok birey yeniden sağlıklı ve üretken bir yaşama

kavuşabilmektedir. Pamukkale Üniversitesi AMATEM olarak, ulusal ve uluslararası bilimsel

rehberler doğrultusunda, bağımlı bireylerin ve ailelerinin yanında olmaya, koruyucu ruh sağlığı

çalışmalarını sürdürmeye ve bağımlılıkla mücadelede tüm paydaşlarla iş birliği içerisinde

çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”